YÜZYILIN TABUSU: SEVGİ

sevgi

Bu aralar sosyal medyada hızla yayılan bir video var sevgi temalı. Daha doğrusu gösterilememiş sevgi, yığınla pişmanlık, kavuşulamamış bir hayal, boş bir kapı önü… Video çoğumuzun galerisinde yerini aldı, yüreklerimizi yaktı yandırdı. Herkes ailesine sevdiklerine gönderdi ve belki uzun zamandır söylemedikleri o yasaklı kelime döküldü dudaklardan; “seni seviyorum”. Belki ilk kez onları kaybetme düşüncesi tüylerini ürpertti.  Gözlerden yaşlar süzüldü, tüyler diken diken oldu.

Dedim ya herkes ailesiyle paylaştı, ben de ilk yazılarımdan bu yana ısrarla dile getiriyorum ya “biz gencevher ailesiyiz”. Başıma ne gelse hemen size anlatmak istiyorum. Tüm bildiklerimi sizinle paylaşmak, hatta sizin de fikirlerinizi almak istiyorum, bunu önemsiyorum. Halbuki, ne siz beni tanırsınız ne de ben sizi. Ama bir şekilde iç dünyamı sizlere açıyorum ve siz şu kısacık ömürde altından daha kıymetli olan vaktinizi ayırıp bu kızın kaleminden dökülen naçizane bu cümleleri okuyorsunuz. Bu benim nazarımda çok kıymetli ve size değer verip, sevmem hatta ailem olarak görmem için yeterli bir sebep. Madem herkes ailesiyle paylaşıyor bu videoyu ve madem biz bir aileyiz; ben de ailemle paylaşmalıyım dedim ve masamın başına geçtim.

Defalarca izledim ve her defasında aynı etkinin pençeleri içinde kıvrandığımı gördüm. Geç kalmış olmak korkusu sardı her yanımı. Sevdiğimi söylemek için geç kalmış olmak, en büyük pişmanlık sebebi olacaktı. Önce biyolojik aileme sonra da size yani manevi aileme hitaben yazıyorum şimdi; sizi çok seviyorum.

Arkadaşlar sevmek utanılacak bir şey olmadığı halde neden hep korkuyoruz sevmekten ve bunu dile getirmekten?  Bu iki kelimeyi söylemek neden bu kadar zor? Sevgi neden hep bir tabu olarak kaldı? Sevmekten kim ölmüş yahu! Evet, sevmekten, bunu söylemekten ölen yok ama sevgisizlikten, bunu duyamamaktan mahvolan hayatlar var. Lütfen sevdikleriniz henüz yanınızdayken, eliniz ulaşıyor, sesinizi duyurabiliyorken onların kıymetini bilin. Gün gelir sesini duymaya hasret kalırsınız. Eve geldiğinizde, sabah sizi kapının önünde bekleyeceğini söyleyen, “hemen gel ama olur mu?” diye tembihleyen küçük kardeşinizi kapı önünde değil musalla taşında bulabilirsiniz.

Son söz:  Sevmekten korkma arkadaşım, bunu söylemekte de pinti davranma.  Korkaklık yakışmaz sana. Erkekliğine sığdıramayanlar için söylüyorum, erkeksen cesur ol, ara anneni babanı ya da kimi arayacaksan artık, söyle onlara sevdiğini. Bunu bilmeye “aşkım sini çık siviyirim yha” dediğiniz insanlardan daha çok hakları var.

Sevgiyle kalın…

HACER BADEM

Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin