İYİ DÜŞÜN, DOĞRU KARAR VER

iyi düşün doğru karar ver

Geçen gün akşamüzeri otobüse bindim. Hiç yer yoktu, neyse ki bir durak sonra şoförün arka çaprazındaki koltuktan inen kişinin yerine kendimi güçlükle attım. Oturdum, açtım kitabımı okumaya başladım. Şehir içi otobüslerin ortamının kasvetli ve sevimsiz havasını bilirsiniz. Bir sessizlik, bir tiksintili bakış, bir soğukluk ki herkesi bürümüş. İşte aynen böyle bir ortamda sessizliği bozan tek kişi var: şoför. Dikkatinin dağınık olduğu her halinden belli. Epeyce de gergin. Otobüs bir o yana savruluyor bir bu yana. Trafikteki diğer şoförlere çıkışıyor, küfür kıyamet. Binen her yolcuya iğrenerek bakıyor. Kızsam mı bu kaba hallerine yoksa üzülsem mi bu mutsuz adama bilemedim. Kim bilir kaç insan bindi aracına sabahtan beri, kaç kez o sinir bozucu dıt sesini duydu, kaç kişinin “falanca adrese gider mi?” sorularına yanıt verdi, çocuğunun okulundan yine bir sürü para istemişlerdi belki, eşiyle kavga etmiştir ya da gününde değil. Belki de sevdiği iş değildi yaptığı iş. Kapıyı açmak için kullandığı tuşu adeta dövüyordu. Kitabımdan başımı kaldırıp şöyle bir bakıyorum aynadaki yansımasına, uzun zamandır gülmemiş hatta bu fiili unutmuş gibi duran, bıkkın bir yüzle karşı karşıya geliyorum. O anda göz göze geliyoruz. O buz gibi bakış jilet gibi kesiyor yüreğimi. Kim bilir neler gördü neler yaşadı da bugün böyle bir hal aldı. Çok da yaşlı değil aslında ama tükenmiş. Hani bir şakı vardı bilir misiniz “ben hayatın mağlubuyum” diye. Bir bu şarkı sözü vardı elimde bir de ne yazık ki o alışık olduğumuz mutsuz bir tablo.
O an doğru mesleğin kıymetini bir kez daha anladım ve tek arzum bunu sizinle paylaşmaktı. Amacınız devlete sırtınızı dayamak, makul mesai saatlerine sahip olmak, iyi bir maaş, fiyakalı bir unvan ya da bilmem kaç artı kaç bir ev mi olmalı yoksa kalite, mutluluk, verim, doyum, hoşnutluk kısaca nitelikli bir ömür mü? Çoğumuz ikinci seçeneği tercih ediyoruz değil mi? Ama etrafımıza bakınca hep birinci seçeneğin kölesi olmuş bir sürü mutsuz insan çarpıyor gözlerimize.
Halbuki ne de güzel şey mütebessim insanlar görmek, kaliteli işlere tanıklık etmek, güven duymak, güler yüzlü bir şoför, dünyalar tatlısı bir hasta bakıcı, işini aşkla yapan bir öğretmen, güven ve huzur veren bir doktor; dünya sizce de böyle çok daha yaşanılası olmaz mı? 😉 hadi bakalım, her şeyi başkalarından beklememek lazım değil mi? Hem bir yerde kaliteden bahsediliyorsa kesinlikle o cümlenin öznesinde bir gencevherli vardır 😉 Bu devran böyle gitmez. Bu memleketin ateş püsküren değil, umut yeşerten bireylere ihtiyacı var.
Doğan Cüceloğlu “iyi düşün, doğru karar ver” der. Bizde iyice bir düşünelim bakalım, nelere yeteneğimiz var, neler bizi mutlu ediyor, ne yaptığımızda “evet ya işte ben buyum” diyoruz, kendimizi en işe yarar hissettiğimiz anlar neler, nelerin hayalini kuruyoruz; önce bunların farkına varalım. Sonra hedefimizin gereklerine göz atalım bakalım bize uygun mu? Her şey yolundaysa bir de kalbimize soralım, mutlaka onun da diyecek iki kelamı vardır. O da kıpır kıpır oluyorsa aynen devam et kardeşim, sen buradan yürürsün 🙂
Mutsuz bir iş adamı olmak yerine, mutlu bir çiçekçi olmayı tercih edecek koca yürekli, tatlı insanlar, yolunuz açık olsun…

HACER BADEM

⇒Çalışma programı üzerine yazdığımız yazıya ulaşmak için “Bu Program Benim!” tıklayarak ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin